BAÜN Akademisyenleri Fiziksel Aktivitenin Kalp Sağlığındaki Hayati Rolünü Kanıtladı Temsili Görsel
B10.media Haber Servisi
•
19 Eylül 2026 - 23:09
Tarafsız ve güncel habercilik: B10.media'yı Google'da favori kaynaklarınıza ekleyin B10.media'yı Google'da favorilerinize ekleyin

BAÜN Akademisyenleri Fiziksel Aktivitenin Kalp Sağlığındaki Hayati Rolünü Kanıtladı

Balıkesir Üniversitesi (BAÜN) akademisyenlerinin yürüttüğü uluslararası araştırma, yaşlı bireylerde fiziksel aktivite seviyesinin akut koroner sendrom sonrası hayatta kalma ve iyileşme oranlarını doğrudan etkilediğini ortaya koydu. Prestijli bilim dergisi Frontiers in Medicine'da yayımlanan çalışma, hareketli bir yaşam süren geriatrik hastaların kalıcı hasar ve ölüm riskini belirgin şekilde atlattığını belgeledi.

207 Geriatrik Hasta İnceleme Altına Alındı

Acil servise akut koroner sendrom şikayetiyle başvuran 207 yaşlı hasta üzerinde gerçekleştirilen araştırmada, hastaların fiziksel hareketlilik düzeyleri ile tedavi süreçleri karşılaştırıldı. Araştırma ekibinde yer alan BAÜN Tıp Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Taşkın, ciddi kalp-damar sorunu yaşayan bireylerin fiziksel aktivite düzeylerinin belirgin şekilde düşük, hastalık risk puanlarının ise yüksek olduğunu tespit ettiklerini kaydetti.

Fiziksel aktivite düzeyi yüksek olan geriatrik akut koroner sendrom hastalarında ciddi kalp-damar olayı görülme ve ölüm riski çok daha düşük seyrediyor. Hareketli yaşam, hastaların yoğun bakım ihtiyacını azaltırken taburcu edilme süreçlerini de olumlu etkiliyor.

Çok Merkezli Disiplinlerarası Başarı

Q1 kategorisindeki Frontiers in Medicine dergisinde yayımlanarak dünya literatürüne giren çalışmada BAÜN Tıp Fakültesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Taşkın, Doç. Dr. Ramazan Kıyak, Doç. Dr. Bahadır Çağlar ve BAÜN Spor Bilimleri Fakültesi'nden Prof. Dr. Özkan Işık yer aldı. Araştırmaya Bingöl Genç Devlet Hastanesi, Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi'nden uzmanlar da destek verdi.

Elde edilen bulguların yaşlı kalp hastalarında tedavi seyrini öngörmede kritik bir gösterge olabileceğini belirten araştırmacılar, sonuçların daha geniş hasta grupları üzerinde yapılacak yeni çalışmalarla desteklenmesi gerektiğini bildirdi.